Dün, arkadaşlarımla birlikte, bugün elinizde tuttuğunuz, okuduğunuz gazetemizi hazırlarken bir yandan da gözüm, açık olan televizyon ekranından canlı yayınlanan Yazıcıoğlu'nun cenaze törenindeydi.
BBP Genel Merkezi ve TBMM'deki törenlerin ardından Kocatepe Camii'nde kıyılan cenaze namazı, pek az kişinin bildiği bir ayrıntıyı da hatırlattı.
Yazıcıoğlu'nun 22 yıllık can yoldaşı Gülefer Hanım ile hayatını birleştirdiği yer de yine; Kocatepe Camii idi. Evde kıyılan sade bir nikahın ardından akşam, rahmetli Alparslan Türkeş ile birlikte sınırlı sayıda aile, partili ve dostunun katıldığı mevlit okutmasını, Kocatepe Camii'nde yapmıştı Yazıcıoğlu.
Düğün veya eğlence yerine, mevlit okutarak, dualarla dünyaevine girmeyi tercih etmişti. Ne ilginçtir ki; 22 yıl sonra aynı yerden cenazesi kalkıyordu ve bu sefer yapılan dualar, sonsuzluğa uğurlanırken idi. Tıpkı; düğün ve cenaze gibi...
Bu karışık duygular aklımdan geçerken; hayat arkadaşı Gülefer Hanım'ın, birkaç yıl önce bir dergiye verdiği ropörtajı hatırladım. Gülefer Hanım henüz 20 yaşında iken evlenmeye karar verdiği genç, hapisten yeni çıkmış ama bir camianın simge isimlerinden Muhsin Yazıcıoğlu'dur.
Aile temkinli davranır, köyüne kadar gidip araştırırlar. Referanslar olumlu olunca evlenir ve baba Hayri Bey için bundan sonra oğullarından ayırt etmeyeceği bir damadı vardır artık.
Henüz 10 günlük evliyken, eşinin dosyalarını düzelttiği bir sırada bir sayfa saman kağıdı geçer eline. "Muhsin'i, hapiste tuttuğu günlüklerden tanıdım" diyen Gülefer Hanım, bir sayfa saman kağıdını yarısına kadar okuyabilmiş, gerisini getirememiş: "Çarmıha gerildiği, vücudunun her yerinden elektrik verildiği, tırnaklarının söküldüğü yazıyordu. Kğıdı daha fazla okuyamadım..."
MÜŞFİK BABA
Sert görüntüsünün altında, sadece müşfik bir baba değil, çok duygusal bir "eş" olduğunu da yine Gülefer Hanım'dan öğreniyoruz.
Muhsin Bey, sürekli olarak Gülefer Hanım'ın cep telefonuna, kendi yazdığı şiirleri gönderirmiş. Son sözü, Yazıcıoğlu'nun yazdığı ve eşi Gülefer Hanım'ın cep telefonuna gönderdiği bir sevda şiiriyle bitirelim...
Sevda'm
Ben sevda yolunda, aşkı ararken
Karanlık dünyama bir ışık yaktın
Su damlası gibi gönlüme aktın
Bir anlık bakışınla kalbimi yaktın
Kırağı vurmuştu hüzün bahçelerime
Solan sevgilerime bin sevda kattın
Kara saçlarına kaderimi bağladım
Buğulu gözlerinde ben; mutluluktan ağladım.