1978'de faaliyete geçen Ülkücü Gençlik Derneği'nin kurucu Genel Başkanı oldu.
1980 yılına kadar MHP'de Genel Başkan Müşavirliği görevinde bulundu.12 Eylül 1980'de yapılan askeri ihtilalin ardından, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası sanığı olarak cezaevine konuldu. Mamak'ta 26 gün işkence gördü.
Gördüğü işkenceyi, "İlk elektrik verildiğinde fazla etkilenmedim. Sonra bunu görünce beni tamamen soydular. İmanımdan, utanma duygumdan ‘Bari bunu yapmayın’ dedim En büyük hatayı burada yapmışım. Bundan sonra bütün sorgularda beni çırılçıplak soydular. Sandalyenin üzerine çıkartıp omzuma kalas koyuyorlar ve yukarıda bir çengele asıyorlardı. Dayanmak için mutlaka çığlık atmak zorundaydınız. Kimi Allah diye bağırırdı, kimi karşısındakine hakaret ederdi" diye anlatmıştı.
Kavga bir işe yaramaz
Gördüğü işkence daha sonraki yıllarda Yazıcıoğlu'nun siyasetteki duruşunu da belirledi. Yazıcıoğlu, 20 Mart 2009'da Konya'nın Bozkır İlçesi'nde yaptığı konuşmada şunları söylemişti:
"26 gün gözlerimiz açılmadan tavana asılarak, cereyana verilerek işkence gördük. O dönemlerden sonra tekrar siyasete geldim. Şunu gördüm: Ben bir köylü çocuğu olarak yoksulluğun ne demek olduğunu biliyorum.10 yıl yatıp da 'hiç suçun yok, hadi git' dendikten sonra geciken adaletin adaletsizlik olduğunu öğrendim.
İşkence gördüğümüz için işkencenin insanlık suçu olduğunu öğrendim. Kavganın hiçbir işe yaramadığını öğrendim. Darbeler gördüğüm için tek kişinin yönetim biçimini insani bulmuyorum. Toprağı saksıda, köylüyü sinemada, çileyi edebiyat kitaplarında okumadım." Yazıcıoğlu, 'gördüğü işkencelerin ardından Mamak Cezaevi'ndeyken yazdığı "Üşüyorum'" şiiri ile sanki son saatlerinde yaşayacaklarını da yıllar önce hissetmeşti.