BU SAVAŞTA DÜŞMANA BİLE YAPILMAZ ...
Bu, savaşta düşmana bile yapılmaz...
Atalarımız, Çanakkale Savaşı'nda esir düşen düşman askerleriyle ekmeğini paylaşırken, bir komutan dağda gazeteciyi adeta ölüme terk etti.
Geçtiğimiz günlerde tüm Türkiye, BBP helikopteri kazasına kilitlenmişti. Bütün arama kurtarma ekipleri ağır kış şartları altında helikopterin enkazına ulaşmak için seferber oldu. Tüm olumsuz koşullara rağmen köylülerinin de katıldığı arama çalışmaları sonunda enkaza ulaşıldı. Aralarında Muhsin Yazıcıoğlu'nun da bulunduğu 5 kişinin cansız bedenine ulaşıldı.
Daha sonra enkazdan yaklaşık 500 metre uzaklıkta bir taş kavuğunda İHA muhabiri İsmail Güneş'in de cesedi bulundu. Tüm bu zor şartlar altında basın mensupları da görevlerini yerine getirmeye çalıştı. Orada yaşananları anı anına Türkiye halkıyla paylaştı. Ancak enkaz bölgesinde yaşanan bir olay insanın kanını donduracak cinstendi.
Enkaz bölgesinde çalışma yapan Cihan Haber Ajansı muhabiri Lütfi Aykurt asker tarafından, soğuk havada dağların arasında adeta ölüme terk edildi.
CİHAN Genel Müdürü, Zaman Gazetesi Köşe Yazarı Abdülhamit Bilici konuyu köşesine şu şekilde yansıttı...
Uzağa gitmeden Cihan Haber Ajansı'nın yöneticisi sıfatı ile kendi yaşadığım bir tutarsızlığı paylaşayım. Malum, geçen ay Türkiye Rahmetli Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının kazasına kilitlenmişti.
Muhabir ve kameraman arkadaşlarımız da ağır şartlarda bölgede çalışıyordu. Rahmetli meslektaşımız İsmail Güneş'in naşının bulunduğu haber üzerine, arkadaşımız Lütfi Aykurt, gazeteci refleksiyle 4,5 saat yürüyerek bölgeye ulaştı.
15.30'da işi bittiğinde 2500 metre yüksekte hava iyice soğumuş; orada sadece birkaç köylü ile Lütfi kalmıştı. Sağolsunlar, Jandarma Arama Kurtarma ekipleri "Seni burada bırakamayız. Hava soğuyor ve buradan inmen zor, helikopterle götürelim" diyor.
Lütfi, helikoptere binmeye hazırlanırken, bir komutan hangi kanaldan olduğunu soruyor ve ajansın adını öğrenince, 'sivil olduğu için helikoptere alamayacaklarını' söylüyor.
Lütfi, helikoptere alınan DHA muhabirinin de sivil olduğunu nazikçe hatırlatınca, komutan tersleyip "Nasıl geldiysen öyle inersin" diyerek arkadaşı dağ başında bırakıyor.
Evet, çektiği kurtarma çalışmaları gün boyu ekranlarda dönen bir gazeteciye yapılan bu. Salonları anladık, hayati tehlikenin olduğu bir yerde de malum akreditasyon uygulanıyor.
Olay bize intikal ettiğinde, sansayon oluşturmak çok kolaydı. Ama "Kişisel bir hatadır, Mehmetçik bunu yapmaz" dedik. Lütfi, kendisiyle gurur duyduğumuz bir personelimizdi.
Ama daha önce bir vatandaş ve bir insandı. Genelkurmay Başkanımız evrensel demokrasi standartlarından söz açmışken, bunu samimi kabul edip sormak istedim: Paşam, dağda kalsam beni kurtarır mısınız?Bu haber 15/04/2009 tarihinde eklenmiştir.